Pandemiyle başlayan küresel ekonomik sarsıntı, konut tercihlerinde büyük bir dönüşümü tetikledi. Özellikle gençler arasında “tek başına yaşama” hayali yerini aileyle birlikte yaşama veya ev arkadaşıyla giderleri paylaşma zorunluluğuna bırakıyor.

Yüksek enflasyon, artan kiralar, işsizlik oranlarındaki yükseliş ve alım gücünün azalması, bir evi tek başına geçindirmenin artık lüks haline geldiğini gösteriyor.

Türkiye’de Durum: Kira ve Evlilik Hayalleri Aynı Anda Ertelendi

Türkiye’de konut fiyatlarında son bir yılda yaşanan %50’ye varan artış, özellikle yeni evlenecek çiftleri ve tek başına ev tutmak isteyen gençleri derinden etkiliyor. Düğün, mobilya ve ev kiralarının toplam maliyeti nedeniyle pek çok çift, aile yanında yaşamaya devam etme kararı alıyor.

Gülcan Altınay (Gayrimenkul Danışmanı) şöyle açıklıyor:

“Büyük şehirlerde bu oran %100’e kadar çıkabiliyor. Yüksek kiralara karşılık insanlar artık ev arkadaşı arıyor, aileleriyle yaşamaya dönüyor ya da daha küçük, paylaşımlı yaşam alanları arayışına giriyor.”

ABD’de Her 3 Gençten 1’i Ailesiyle Yaşıyor

Pew Research’ün verilerine göre, 25-29 yaş aralığındaki her 3 Amerikalıdan 1’i (%31), hâlâ ebeveynleriyle aynı evde yaşıyor. Bu oran, son 50 yılın en yüksek seviyesi.

30-34 yaş grubundaki bireylerde de bu oran %22’yi buluyor.

Amerikan Zillow araştırmalarına göre yalnızca pandeminin ilk birkaç ayında 3 milyon Amerikalı yetişkin, aile büyüklerinin yanına geri dönmek zorunda kaldı. Bugün ise ABD’de 3 kuşaklı aynı evde yaşam modeline geçenlerin sayısı 32 milyonu aşıyor.

Neden Geri Dönüyorlar?

1. Artan Konut Maliyetleri

Konut satın almak ya da kiralamak her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Gençler için bu, birikim yapma süresini uzatıyor.

2. İşsizlik ve Gelir Dengesizliği

Pandemi sonrası iş bulmakta zorlanan veya düşük ücretle çalışan genç yetişkinler, mecburen aile desteğine yöneliyor.

3. Toplu Yaşamın Ekonomik Avantajı

Gider paylaşımıyla elektrik, su, internet, gıda gibi temel ihtiyaçlarda tasarruf yapılabiliyor.

Sosyal ve Psikolojik Etkiler

Çok kuşaklı yaşam, bazı avantajlar sağlasa da kişisel özgürlük alanlarının daralmasına, bireysel karar alma süreçlerinin zorlaşmasına neden olabiliyor. Uzmanlara göre bu dönüşüm, sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve psikolojik bir kırılma da yaratıyor.

Yeni Normal: Paylaşımlı Yaşam Alanları

Konut sektöründeki bu dönüşüm, mikro evler, paylaşımlı konut projeleri, ortak alanlı rezidanslar gibi alternatif konut modellerini de öne çıkarıyor. Bu modeller, özellikle büyük şehirlerde yeni mezunlar, bekar çalışanlar ve düşük gelirli bireyler için giderek cazip hale geliyor.