İklim değişikliği, yalnızca çevresel bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve politik bir sorundur. Bu nedenle birçok ülke, sera gazı emisyonlarını azaltmak, yeşil dönüşümü teşvik etmek ve küresel ısınmayı sınırlandırmak için çeşitli yasal düzenlemelere gitmiştir. Bu düzenlemelerden biri de “İklim Kanunu”dur. Peki, iklim kanunu nedir? Türkiye bu konuda ne gibi adımlar atmıştır? İşte detaylar…
İklim kanunu, bir ülkenin iklim değişikliğiyle mücadele stratejilerini, hedeflerini ve sorumluluklarını yasal güvence altına alan kapsamlı bir düzenlemedir. Bu yasa; karbon emisyonlarının azaltılması, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ticareti, yeşil finansman ve iklim değişikliğine uyum gibi konuları kapsar.
İklim kanunları sayesinde ülkeler, küresel anlaşmalar çerçevesinde verdikleri taahhütleri ulusal düzeyde uygulama imkânı bulur. Aynı zamanda özel sektör, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları için de bağlayıcı kurallar ve teşvik mekanizmaları oluşturur.
İklim kanunları ülkelere göre farklılık gösterse de temel başlıklar şu şekildedir:
Emisyon Azaltım Hedefleri: Net sıfır emisyon (net-zero) tarihi belirlenir (örneğin 2050).
Sektörel Uyum Planları: Sanayi, tarım, ulaştırma, enerji gibi sektörlerin emisyon azaltım planları yapılır.
İklim Uyum Stratejileri: Kuraklık, sel ve sıcak hava dalgaları gibi etkilerle mücadele için uyum stratejileri geliştirilir.
Karbon Fiyatlandırma ve Ticaret: Emisyon ticareti sistemleri, karbon vergileri gibi finansal mekanizmalar devreye girer.
Yeşil Finansman: Sürdürülebilir projelere özel teşvikler, hibeler ve finansman imkanları sağlanır.
Ulusal ve Yerel İzleme: Belediyelerin iklim eylem planları yapması ve uygulamaları denetlenmesi yasal zorunluluk haline gelir.
Şeffaflık ve Raporlama: Emisyon envanteri ve iklim raporlarının düzenli olarak yayımlanması sağlanır.
İklim Kanunu’nun dayandığı en önemli uluslararası belge, Paris İklim Anlaşmasıdır. Türkiye bu anlaşmayı 2021 yılında onaylamıştır. Anlaşmanın temel unsurları şunlardır:
Küresel sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutmak ve mümkünse 1,5°C ile sınırlandırmak.
Ülkelerin kendi ulusal katkı beyanları (NDC) ile hedefler belirlemesi.
Sera gazı emisyonlarının azaltılması ve uyum politikalarının uygulanması.
Finansal desteklerin artırılması, özellikle gelişmekte olan ülkeler için.
Şeffaflık çerçevesinde ilerlemenin izlenmesi.
İklim Kanunu da bu anlaşmada verilen taahhütleri gerçekleştirmek için ulusal düzeyde bir yasal araç olarak kullanılır.
Türkiye, Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında TBMM’de onaylayarak küresel mücadeleye dahil oldu. Ardından 2023 yılında Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İklim Kanunu taslağı üzerinde çalışmalara başladı.
Haziran 2024 itibarıyla kamuoyuna sunulan taslak, birçok sektör paydaşıyla istişare edilerek hazırlandı. Henüz resmen TBMM’den geçmiş bir "İklim Kanunu" bulunmasa da yasa hazırlık süreci son aşamaya gelmiş durumdadır. Türkiye'nin bu yasayı 2025 yılı itibarıyla yürürlüğe koyması beklenmektedir.
Taslak hâlindeki Türkiye İklim Kanunu, aşağıdaki başlıkları kapsamaktadır:
Türkiye, 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefi koymuştur. Bu hedef, yasanın merkezinde yer alacaktır.
Çeşitli bakanlıklardan, sanayi temsilcilerinden ve bilim insanlarından oluşan bir kurul; yasa uygulamasını denetleyecek ve stratejileri belirleyecektir.
Türkiye, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) ile uyumlu bir ulusal karbon ticareti sistemi kurmayı planlamaktadır.
Enerji santralleri, fabrikalar ve ulaşım sektörü için karbon salımı sınırlamaları ve teşvikler getirilecektir.
Belediyelere iklim eylem planı hazırlama ve uygulama yükümlülüğü getirilecektir.
Sürdürülebilir yatırımlar için özel fonlar, düşük faizli krediler ve teşvik mekanizmaları oluşturulacaktır.
Emisyonlar, yıllık olarak raporlanacak ve denetlenecektir. Şeffaflık temel ilke olacaktır.
Henüz resmi olarak yürürlükte olan bir Türkiye İklim Kanunu maddeleri yayımlanmasa da, taslağa göre şu maddelerin yer alması beklenmektedir:
Madde 1: Amaç ve kapsam
Madde 2: Tanımlar
Madde 3: Ulusal iklim hedefleri ve stratejiler
Madde 4: Emisyon ticaret sisteminin kurulması
Madde 5: Sektörel sorumluluklar
Madde 6: İklim Kurulu’nun yapısı ve görevleri
Madde 7: Yerel yönetimlerin yükümlülükleri
Madde 8: Uyum politikaları
Madde 9: Denetim ve yaptırımlar
Madde 10: Yürürlük ve geçici hükümler
İklim yasasının çevresel, ekonomik ve sosyal açılardan birçok faydası bulunmaktadır:
Sera gazı emisyonlarının düşürülmesi,
Hava, su ve toprak kalitesinin korunması,
Doğal afet risklerinin azaltılması.
Yeşil teknoloji yatırımlarının artması,
Yenilenebilir enerji istihdamının teşvik edilmesi,
AB ile ticari ilişkilerde karbon düzenlemelerine uyum sağlanması.
Daha sağlıklı yaşam alanları,
Enerji yoksulluğunun azaltılması,
Doğaya duyarlı nesillerin yetişmesi.
İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca niyet beyanlarıyla değil, somut yasal düzenlemelerle mümkündür. Türkiye’nin hazırlık aşamasında olduğu İklim Kanunu, hem uluslararası taahhütlerin yerine getirilmesini hem de sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturacak.
Yasa yürürlüğe girdiğinde; belediyelerden sanayiye, bireylerden yatırımcılara kadar herkesin bu dönüşüme katkı sunması bekleniyor. İklim Kanunu, Türkiye’nin yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak.