Mersin’in Anamur ilçesi Anıtlı köyünde, 100 hektarlık ormanlık alana verilen mermer ocağı ruhsatı, doğayı, tarımı ve kültürel mirası tehdit ediyor. Söz konusu proje için Mersin Valiliği 2018 yılında “ÇED Gerekli Değildir” kararı verirken, proje alanında 1. derece arkeolojik sit alanı olduğu ortaya çıktı. Köylüler, sivil toplum kuruluşları ve ziraat odaları projeye karşı hukuki mücadele başlattı.
Proje sahasında yer alan Asarkaya Tepesi, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1. derece arkeolojik sit olarak tescillendi. Kurul, sit alanının ruhsat sahası dışında bırakılması koşuluyla madenciliğe itiraz etmedi. Ancak uzmanlar ve yerel halk, bu yaklaşımın arkeolojik, ekolojik ve tarımsal varlıkları korumada yetersiz kaldığını belirtiyor.
Anıtlı köyü, Türkiye’nin açık alanda muz üretimi yapılan önemli merkezlerinden biri. Ayrıca ejder meyvesi, papaya, guava gibi tropikal türlerin yetiştirildiği özel bir mikroklimaya sahip. Mermer ocağı çalışmaları, yeraltı suları, makilik alanlar, zeytinlikler ve sulama kaynaklarını da tehdit ediyor.
Proje kapsamında ilk etapta 23,89 hektarlık alanda üretim yapılması planlanıyor. Ancak 10’ar yıllık ruhsat uzatma imkânıyla 34 yıla kadar sürecek bu çalışmanın, toplam 100 hektarlık orman arazisini etkilemesi bekleniyor. Mermerin yalnızca %15’i blok olarak çıkarılacak, geri kalan %60’lık kısım yılda 120 bin metreküp atık malzeme (pasa) olarak doğaya bırakılacak.
Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED), Anamur Ziraat Odası, Anıtlı ve Çamlıpınar köyü tarım kooperatifleri ve vatandaşlar, projenin çevre mevzuatına ve yönetmeliklere aykırı olduğunu belirterek Mersin 1. İdare Mahkemesi’ne dava açtı.
ÇED kararı sonrası ormanlık alanda ağaç kesimlerine başlandı. Yerel halk ve üreticiler, kendi arazileri dışında da kesimlerin yapıldığını belirtiyor. Mermer ocağı için hem mevcut köy yolları kullanılacak, hem de yeni yollar açılarak çevresel tahribat daha da büyüyecek.
Dava dilekçesinde, dik yamaçlı arazide heyelan ve çatlama riski olduğu, ayrıca toz salınımının arıcılık, hayvancılık ve tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceği ifade edildi. Proje alanına yakın bölgede bulunan Gen Koruma Alanı da doğrudan tehdit altında.
Yerli halkın geçimini sağladığı tarım, orman, arıcılık ve tropikal meyve üretimi, bir madencilik faaliyetinin gölgesinde yok olma riskiyle karşı karşıya. Üstelik arkeolojik değerler ve yeraltı su kaynakları da tehdit altında. Anamur’un doğal mirası, ekonomik çıkarlar uğruna geri dönüşü olmayan bir yıkımla karşı karşıya kalabilir.