Türkiye’nin gözde tatil bölgelerinde son yıllarda dikkat çeken bir imar skandalı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müdahalesiyle yeniden gündemde. Bodrum, Çeşme, Alanya gibi turizm cennetlerinde, turizm imarlı arazilerde konut satışı yaparak haksız kazanç sağlayan gayrimenkul geliştiricilerine karşı devlet harekete geçti.
İmar planlarında “turizm tesisi alanı” olarak belirtilen arsalar üzerinde faaliyet gösteren bazı firmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yatırım belgesi ve belediyelerden otel ruhsatı alarak inşa ettikleri yapıları, gerçekte otel olarak işletmek yerine konut veya rezidans olarak sattı.
Turizm imarının sağladığı yüksek emsal (inşaat hakkı), düşük vergi oranları, enerji teşvikleri ve uygun kredi imkanları gibi avantajlar kullanılarak inşa edilen bu projelerde, vatandaşlara lüks konutlar “otel görünümünde” pazarlanarak devre mülk, kat irtifakı ya da kat mülkiyeti tesis edildi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un imzasıyla 27 Mart 2022 tarihinde 81 il valiliğine, belediyelere, Tapu Kadastro, Milli Emlak ve Mekansal Planlama gibi kritik kurumlara resmi bir yazı gönderildi. Yazıda, turizm amaçlı tesislerdeki bu “konutlaşma” trendine son verilmesi istendi.
Yazıda şu ifadelere yer verildi:
“Son zamanlarda onaylı imar planlarına ve mevzuat hükümlerine aykırı şekilde turizm tesislerinin yüksek yapılaşma hakları kullanılarak konut niteliğinde bağımsız bölümler satılmaktadır. Bu durum haksız menfaat yaratmaktadır.”
Bakanlık, ilgili belediyelerden şu adımları talep etti:
Turizm imarlı yapıların iskan belgesi (yapı kullanım izni) verilmemeli
Tapu müdürlükleri, bu tür yapılara devre mülk, kat irtifakı ya da kat mülkiyeti tapusu düzenlememeli
Tapu siciline, söz konusu yapıların sadece turizm amaçlı kullanılabileceği yönünde şerh konulmalı
Bu uygulamaların sonucu olarak Türkiye’nin birçok sahil bölgesi, otel görünümlü konut projeleriyle doldu. Yasal boşluklar ve denetimsizlik nedeniyle yüksek kazanç sağlayan firmalar, turizmin planlı gelişimini olumsuz etkiledi.
Turizm yatırım teşviklerinden faydalanıp otel ruhsatı alınan bu projelerde:
Emsal oranları %50’ye kadar daha yüksek oldu
Elektrik ve doğalgaz tarifelerinde ticari indirim uygulandı
Emlak vergisi muafiyetleri devreye girdi
Ancak sonuçta turist değil, sürekli konut sakini oluştu
Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca imar düzenine zarar vermekle kalmıyor; Türkiye’nin turizm kapasitesine ve marka değerine de ciddi zarar veriyor. Turizm imarlı parsellerde konut yapılaşmasının devam etmesi durumunda, sahil şeritlerinin otel yatırımları yerine “rezidans kolonilerine” dönüşeceği ve kamu zararı oluşacağı vurgulanıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın gönderdiği yazı ile artık “otel görünümlü konut satışına” geçit verilmeyecek gibi görünüyor. Hem belediyelerin hem tapu müdürlüklerinin, bu tür projelere karşı daha dikkatli olması ve mevcut mevzuatın titizlikle uygulanması bekleniyor.
Yapılacak kontroller ve olası cezai işlemlerle, bu tarz uygulamaların önüne geçilmesi, Türkiye’nin turizm stratejisi açısından da kritik bir adım olacak.