Giderek artan hayat pahalılığı, yükselen faiz oranları ve ekonomik dalgalanmalar sonucu milyonlarca vatandaş bankalara borçlu hale geldi. Krediler, kredi kartları ve tüketici finansmanları derken borcunu ödeyemeyen binlerce kişi ev, arsa ve arabasını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. Bankalar ise haciz yoluyla el koydukları taşınmazları satışa çıkarmaya başladı.
Türkiye’nin dört bir yanındaki konutlar, iş yerleri ve hatta turistik tesisler şimdi bankalar aracılığıyla online ilan platformlarında satışa sunulmuş durumda. Özellikle kamu bankalarının ön planda olması, tabloyu daha da dikkat çekici hale getiriyor.
Vatandaşların büyük kısmı kredi kullanırken kamu bankalarını tercih etti. Bu nedenle Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank gibi bankaların haczettiği taşınmaz sayısı da bir hayli yüksek. Bankalar, ilk etapta kendi portallarında satışa koydukları taşınmazlara talep olmayınca, rotayı ikinci el ilan sitelerine çevirdi.
Öne çıkan bazı rakamlar şöyle:
Ziraat Bankası: 601 konut, 449 iş yeri, 949 arsa, 10 bina
Vakıfbank: 965 konut, 756 iş yeri, 217 arsa, 30 bina, 3 turistik tesis
Halkbank: 33 konut, 17 iş yeri, 14 arsa, 2 bina, 1 turistik tesis
Özel bankalar arasında Denizbank, Kuveyt Türk, TEB gibi kurumlar da aktif olarak haczedilen taşınmazları satışa çıkarıyor.
Sadece ev ya da arsa değil, aynı zamanda:
Dükkan ve mağazalar
Depolar ve sanayi tesisleri
Oteller ve turistik işletmeler
Boş araziler ve tarım arazileri
Ofis binaları gibi ticari gayrimenkuller
de açık artırma ya da sabit fiyatla satışa sunulmuş durumda. Bu satışların büyük kısmı internet üzerinden yapılmakta ve detaylara ulaşmak isteyenler ilgili bankaların gayrimenkul satış sayfalarından bilgi alabiliyor.
Ekonomik daralma ile birlikte vatandaşın bankalara olan borcu hızla artıyor. Türkiye Bankalar Birliği ve Merkez Bankası verilerine göre:
Tüketici kredileri ve kredi kartı borçları toplamı 700 milyar TL’yi aştı.
2020 yılında pandemi etkisiyle yalnızca 3 haftada verilen konut kredisi tutarı 18,9 milyar TL oldu.
2009 yılında kredi borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 1,2 milyon iken, bu sayı 2019’da 3,7 milyonu aştı.
2020’nin sadece ilk 6 ayında 3,4 milyon kişi borcunu ödeyemez duruma geldi.
Bankalar, kredi borcunu ödeyemeyen müşterilerden teminat olarak gösterilen taşınmazları haciz yoluyla alabiliyor. Bu süreçte:
Gecikmeye düşen borçlu, yasal takibe alınır.
İcra mahkemesi üzerinden karar çıkarılır.
Taşınmaz için haciz işlemi başlatılır.
Borç tahsil edilemezse mülk bankanın malı haline gelir.
Banka, alacağını tahsil etmek için mülkü satışa çıkarır.
Bu yöntemle bankalar hem zararlarını azaltıyor hem de yeni kredi kanalları açmak için likidite yaratıyor.
Bankaların satışa çıkardığı taşınmazlar birçok yatırımcı için cazip fırsatlar gibi görünse de, bu durumun arka planı oldukça karanlık.
Çünkü:
Bu malların satışı, borcunu ödeyemeyen vatandaşın evsiz kalması anlamına geliyor.
Evini, iş yerini ya da arsasını kaybeden kişiler ekonomik çöküşün eşiğine geliyor.
Her satış, bir ailenin ekonomik ve psikolojik kriz yaşadığını gösteriyor.
Devletin sosyal politikalarının yetersizliği bu tabloyu daha da derinleştiriyor.
Yatırımcı olarak hacizli gayrimenkul almayı düşünenler için bazı uyarılar:
Tapu kaydını detaylı inceleyin. İpotek, şerh, haciz var mı kontrol edin.
Vergi borcu olup olmadığını sorgulayın.
Satış ilanlarında yazan bilgiler eksik veya yanıltıcı olabilir; fiziki keşif yapın.
Bankadan alınacak mülkler genellikle kira getirisi düşük veya konum olarak dezavantajlı olabilir.
Satın alma süreci çoğu zaman açık artırma yöntemiyle yapılır, bu yüzden fiyat tahmini yapmak zordur.
Bankalar için bu mülk satışları zararın telafisi anlamına gelse de toplum genelinde bu süreç, derinleşen gelir adaletsizliğinin bir göstergesi haline gelmiş durumda. Ekonomik krizden çıkışın yolu, vatandaşı borçlandırmak değil, gelirini artırmak ve üretimi teşvik etmektir.
Bu nedenle çözüm sadece ekonomik değil, sosyal politika ve hukuk sisteminde de köklü reformları gerektiriyor. Aksi takdirde bu satış ilanları çoğalırken evsiz kalan ailelerin sayısı da her geçen gün artacak.