Türkiye’de binlerce bina, yaş, zemin yapısı ve inşaat kalitesi gibi nedenlerle “riskli yapı” sınıfına giriyor. Özellikle 1999 öncesi inşa edilen konutların büyük bir kısmı depreme karşı dayanıksız olabilir. Bu da hem can güvenliği hem de mülkiyet hakları açısından ciddi riskler oluşturur.
Peki riskli bina nedir, nasıl anlaşılır, nasıl tespit edilir ve riskli çıkan binada ne yapılır? İşte tüm merak edilen soruların cevapları:
Riskli bina, afet riski altındaki alanlarda veya yapı ömrü dolmuş, taşıyıcı sistemi zayıflamış, deprem anında yıkılma riski taşıyan yapılara verilen teknik tanımdır.
Bu tanım, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çerçevesinde yapılır. Eğer bir bina bu kapsamda değerlendirilirse, yıkım ve dönüşüm süreci başlatılır.
Binanızın riskli olup olmadığını aşağıdaki yöntemlerle öğrenebilirsiniz:
Duvarlarda derin çatlaklar
Kolon veya kirişlerde kırık, çatlak
Taban veya tavanlarda eğilme, sarkma
Su yalıtımı eksikliği ve rutubet
Zemin oturması, yapının eğilmesi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kurumlara başvurarak “riskli yapı tespiti” yaptırılır.
Tespit sonrası bina riskli ya da risksiz olarak raporlanır.
Tespit için tüm kat maliklerinin onayı gerekmez, tek bir malik başvurabilir.
Eğer binanız riskli yapı ilan edilirse şu süreç başlatılır:
Tapuya şerh konur.
Diğer kat maliklerine tebligat gönderilir.
60 gün içinde itiraz hakkı tanınır.
İtiraz reddedilirse ya da edilmezse, yıkım süreci başlatılır.
Yıkım süresi genellikle 90 gün içinde tamamlanmalıdır.
Binadaki malikler isterlerse kentsel dönüşüm kredisi veya kira yardımı alabilir.
📌 Not: Yıkım kararına rağmen binayı tahliye etmeyen maliklere idari para cezası uygulanabilir.
Riskli binalar yapılan teknik analizlere göre farklı kategorilere ayrılabilir. “3 derece riskli” tabiri, çoğu zaman orta seviyede risk anlamına gelir. Bu, binanın hemen yıkılma tehlikesi olmasa da taşıyıcı sisteminin yıpranmış olduğu, güçlendirme veya dönüşüm gerektiği anlamına gelir.
Ancak unutulmamalıdır ki, resmi tespitlerde “1., 2., 3. derece” gibi halk arasında kullanılan terimler yerine “risklidir” ya da “riskli değildir” ifadesi yer alır.
1999 yılı, Türkiye’de inşaat sektörü açısından bir milattır. O yıl yaşanan Marmara Depremi sonrası deprem yönetmeliği yenilenmiştir. Bu nedenle:
1999 öncesi yapılmış her bina risklidir demek yanlış olur,
Ancak bu binalar eski yönetmeliğe göre yapıldığı için öncelikli değerlendirmeye alınmalıdır.
Tadilat geçirmiş veya güçlendirilmiş olsa bile, teknik testlerle güvenliği kontrol edilmelidir.

50 yaşını doldurmuş binalar genellikle:
Beton kalitesini kaybetmiş,
Donatı çeliği korozyona uğramış,
Taşıyıcı sistemde deformasyon oluşmuş yapılar olabilir.
Yani 50 yıllık bir bina rutin bakımı yapılmadıysa sağlam olmayabilir. Ancak yaş tek başına belirleyici değildir. Bina dayanıklılığı, zemin durumu, inşaat kalitesi ve kullanım sürecine bağlı olarak değerlendirilmelidir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın e-Devlet hizmetleri üzerinden binaya dair riskli yapı tespiti varsa görebilirsin.
Belediyeye başvurarak yapı kayıt durumu, ruhsat yılı ve yapı bilgilerine ulaşabilirsin.
En kesin yöntem: Bakanlık tarafından lisanslı kurumlardan risk analizi raporu talep etmek.
Riskli yapı tespiti şu adımlarla yapılır:
Başvuru: Kat maliklerinden biri lisanslı kuruma başvurur.
Keşif ve numune alımı: Kolonlardan beton örneği alınır, donatı incelenir.
Zemin raporu ve yapı yaşı incelenir.
Deprem performans analizi yapılır.
Rapor hazırlanır: Yapı riskli ya da risksiz olarak tanımlanır.
Bakanlık onayıyla süreç başlar.
Binanın sağlamlığı, yalnızca gözle anlaşılmaz. En doğru yol, statik analiz ve yapı performans testi yapılmasıdır.
Kendi başına aşağıdaki ipuçları ön fikir verebilir:
✅ 2000 sonrası inşa edilmişse
✅ Zemin etüdü yapılmışsa
✅ Kolonlar kalın ve simetrikse
✅ Duvarlarda belirgin çatlak yoksa
✅ Daire içinde nem rutubet bulunmuyorsa
Ancak kesin sonuç için mühendislik testi gereklidir.

Bakanlık tarafından lisans verilmiş yapı denetim firmalarına veya üniversitelere başvurulabilir. Bu firmaların listesine https://www.csb.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.
Başvuru için gerekli belgeler:
Tapu fotokopisi
Kimlik fotokopisi
Bina yapı ruhsatı (varsa)
Dilekçe
Rapor ücreti bina büyüklüğüne göre değişmekle birlikte 2025 itibarıyla 20.000 – 80.000 TL arasında olabilir.
Evet, riskli yapı ilan edilen binalarda malikler için bazı devlet destekleri mevcuttur:
Kira yardımı (aylık 1.500 – 3.500 TL arası, bölgeye göre değişir)
Kentsel dönüşüm kredisi (devlet faiz destekli, 1.250.000 TL’ye kadar)
Taşınma yardımı
Vergi ve harç muafiyetleri
Bu desteklerden faydalanabilmek için riskli yapı tespitinin Çevre Bakanlığı’na onaylatılması ve dönüşüm sürecine girilmesi gerekir.
Evet, riskli yapı statüsünde olan bir bina ya da daire satılabilir. Ancak:
Tapuda “riskli yapı şerhi” bulunacağı için, alıcı banka kredisi kullanamaz.
Dairenin değeri düşük belirlenebilir.
Yeni alıcı, yıkım süreci ve maliyetlerinden sorumlu olur.
Yani riskli yapı satışı mümkündür ama satış süreci zorlaşır ve fiyat düşer.
Deprem ülkesi olan Türkiye’de, özellikle 1999 öncesi yapılmış veya 30 yılı geçmiş binalarda yaşayan herkesin ilk adımı binasının güvenliğini sorgulamak olmalıdır.
Binanızın riskli çıkması kötü haber değil, erken bir uyarıdır. Bu sayede hem can güvenliği sağlanır hem de devlet desteklerinden yararlanarak dönüşüm sürecine girilebilir.
Unutma, bir yapının dışı temiz, duvarı boyalı olabilir ama içindeki beton yorgunluğu ve donatı çürümüşse, bu fark edilmeden büyük bir tehlike kapıya dayanabilir.
Riskli binaların yıkım işlemlerinden sonra hak sahiplerinin atabileceği farklı adımlar bulunur. İmar adası bazında uygulamaların yapılması, parselin yan parsel ile birleştirilmesi, hak sahiplerine payların satışının yapılması ya da parsele yeni bir binanın inşa edilmesi gibi seçenekler ortaya çıkar.
Noter kanalı ile birlikte tüm riskli bina üzerindeki hak sahiplerine tebligat gönderilir ve tamamı toplantıya davet edilir. Toplantıda oy birliği ile kararlar alınacak ve sonrasında uygulanmaya başlanacaktır. Hak sahipleri arasında diğer hak sahiplerinin aldığı kararı beğenmeyen kişilere payları ödenerek haklarını devretmesi istenebilir.